
CaMLiK GeNCLiK HaYaTa YeTiŞMeK iÇiN BiZe KaTıL |
| | | İslamda Evlilik Ve Aile Hayatı | |
| |
| Yazar | Mesaj |
|---|
C!VeLeK [ - ] Site Admin [ - ]
![[ - ] Site Admin [ - ] [ - ] Site Admin [ - ]](http://i495.photobucket.com/albums/rr317/Buckwood/administrator.gif)

 Mesaj Sayısı: 175 Yaş: 18 TaRaFTaRı oLDuGuN TaKıM: BeŞiKTaŞ Kayıt tarihi: 05/07/08
Kişi Sayfasi Rep Puanı:
   (100/100)
 | Konu: Geri: İslamda Evlilik Ve Aile Hayatı Ptsi Tem. 07, 2008 5:05 pm | |
| Babanın Erkek Çocuğa Bakma Yükümlülüğünün Şartlarıa) Erkek çocuk büluğ çağına gelmemiş olmalıdır. Ancak çocuk büluğ çağına geldiği halde sakat, kötürüm, felçli ve müzmin şekilde hasta olur ve kazanmaktan aciz bulunursa yine babanın nafaka yükümlülüğü devam eder. b) Fakir olmalıdır. Çocuğun kendine ait malı varsa, masraflar ondan yapılabilir. c) Baba, çocuklarına bakmaya muktedir olmalıdır. Bu, babanın ya zengin ya da çalışabilecek durumda olmasıyla gerçekleşir. d) Babanın ve çocuğun hür olmaları gerekir. Babanın kız çocuğuna bakma yükümlülüğünün şartları a) Kızda büluğ ve yaş aranmaz. Evleninceye kadar kız çocuklarının geçimi babaya aittir. Evlendikten sonra bu yükümlülük kocasına geçer. Kocası ölür veya boşanırlarsa kadın yine babasının evine döner. Kadın çalışıp kazanmaya zorlanamaz. Fakat Islâmî ölçüler içinde bir iş veya meslekte çalışıp kazanmak isterse bu da câizdir. b) Fakir olmalıdır. Eğer kızın malı varsa, geçimi ondan sağlanır. c) Baba, çalışıp kazanmaya muktedir veya zengin olmalıdır. d) Babanın ve kızın hür olmaları gerekir. Bir kimsenin yakınlarının geçimini sağlarken öncelik vereceği kimseler hadis-i şerifte şöyle belirlenmiştir: Ebû Hûreyre (r.a) nakleder: "Bir adam Resûlullah (s.a.s)'a gelerek şöyle dedi: Ey Allah'ın elçisi! Benim yanımda bir dinar para var, nereye sarfedeyim? Hz. Peygamber; "Kendi ihtiyacın için sarfet" buyurdu. Adam: "Yanımda başka bir dinar daha var" dedi. Hz. Peygamber; Eşine sarfet" buyurdu. Adam dedi: "Başka bir dinar daha var". Hz. Peygamber; "Çocuklarına sarfet" buyurdu. Adam: "Bir dinar daha var" dedi. Hz. Peygamber, onu da hizmetçisine harcamasını söyledi. Son bir dinar daha olduğunu söyleyince de; "Sen onu nereye harcayacağını daha iyi bilirsin" buyurarak, bu konuda onu serbest bıraktı" (Ahmed b. Hanbel, II, 251, 471; Nesâî, Zekât, 54). |
|  | | C!VeLeK [ - ] Site Admin [ - ]
![[ - ] Site Admin [ - ] [ - ] Site Admin [ - ]](http://i495.photobucket.com/albums/rr317/Buckwood/administrator.gif)

 Mesaj Sayısı: 175 Yaş: 18 TaRaFTaRı oLDuGuN TaKıM: BeŞiKTaŞ Kayıt tarihi: 05/07/08
Kişi Sayfasi Rep Puanı:
   (100/100)
 | Konu: Geri: İslamda Evlilik Ve Aile Hayatı Ptsi Tem. 07, 2008 5:05 pm | |
| Başlık ParasıBAŞLIK PARASI Bir kızı evlendirmek ya da nikâhdan sonra teslim etmek için, onun anne-Babasından, ya da akrabasından birinin: "ağırlık", "başlık", "kaftanlık", "abilik", "dayılık" gibi adlarla para, ya da başka birşey alması, rüşvet türünden olduğu için haramdır: Bu aynı zamanda şerefli yaratılan bir insanı, meta' gibi parayla satmak anlamına da geldiğinden, çok çirkin bir şeydir. Bir babanın kızına, onu parayla satmasından daha büyük hakareti düşünülebilir mi? Işin garibi, Anadolumuzun birçok yöresinde bu uygulama vardır ve adına da açıktan açıga "satmak" tâbir olunur. Imam-Hatip Okulu'nun iki yılını okuduğum Yozgat'ta, sınıf arkadaşımın; "ablamı bu sene sattık" sözünü çok ilginç bulmuştum ve hâlâ unutamıyorum. Işin bir diğer kötü yönü daha vardır: Islâm'ı her fırsatta lekelemek isteyen egemen güçler, Anadolu'daki bu uygulamayı, ustaca ifadelerle Islâm'danmış gibi gösterir ve İslâm'dan çok kendilerine yakın olan bu cahillerin suçunu İslâm'a malederler. Bu uyguIamayı yapanlar, bir de buna sebep oldukları için sorumludurlar. Ancak dügün hazırlıkları ve işlerinin yürümesi için, anlaşma ile, hizmet bedeli olarak verilen şey başlık değildir, damat onu geri alamaz. Halbuki başlıkparası olarak verdiği eşya ve parayı geri almak hakkıdır. Peşin değil de, sonradan vereceğini söylemişse, hiç vermemek de hakkıdır. Vermezse hiçbir şey gerekmez. Başlıkparasını, yerinde anlatacağımız mihirle de karıştırmamak gerekir. |
|  | | C!VeLeK [ - ] Site Admin [ - ]
![[ - ] Site Admin [ - ] [ - ] Site Admin [ - ]](http://i495.photobucket.com/albums/rr317/Buckwood/administrator.gif)

 Mesaj Sayısı: 175 Yaş: 18 TaRaFTaRı oLDuGuN TaKıM: BeŞiKTaŞ Kayıt tarihi: 05/07/08
Kişi Sayfasi Rep Puanı:
   (100/100)
 | Konu: Geri: İslamda Evlilik Ve Aile Hayatı Ptsi Tem. 07, 2008 5:06 pm | |
| Başörtüsünün KeyfiyetiBaşörtüsü nasıl olmalıdır? Çene altının da mahremi olmayan erkeklere gösterilmemesi mi gerekir? Başörtüsünün niteliği (keyfiyeti) meselesi çok önemlidir. Müslüman kadınlar, hattâ erkekler bunu çok iyi bilmeli ve bilinçli (şuurlu) bir şekilde uygulamalı ve uygulatmalıdırlar. Kur'ân-ı Kerim, lüzumsuz tekrarların bulunmadığı mûcize bir kitaptır. Bir âyet-i kerîmede : "Mü'min kadınlara söyle... başörtülerini yakaları üzerine sarkıtsınlar." (Nûr 24/31) buyururlar. Daha sonra gelen bir âyet-i kerimede ise: "... Müslümanların kadınlarına söyle, cilbâblarını üzerine sarkıtıversinler..." (Ahzâb 33/59) denir. Müfessirlere göre sonra gelen "cilbâb âyeti" başını örtme konusunda kadına ilave bir görev daha getirmiştir: Kadın dışarı çıktığında, yani namahremlerinin göreceği yerde, birinci başörtüsünün üzerine bir de "cilbâb" atacaktır. "Cilbâb" genellikle vücudu baştan ayağa örten ve giyilmekten ziyade bürünülen dış örtü olarak anlaşılmış ve uygulanmıştır. Ama vücudun üst kısmı, omuzları ve göğüsleri örten geniş başörtü de cilbâb sayılabilir, diyenler de vardır. (106"Cilbâb" hakkında geniş bilgi için bk. Faruk Beşer, Islâmda Kılık Kıyafet ve Örtünme 93-123) Bir diğer âyette de kadınların "Önceki cahilliyyede olduğu gibi süslenip çıkmamaları" (Ahzâb 33/33) istenir. Buna göre kadın, kaynı gibi yakınları dahil, namahremlerinin yanına, belki de süslü olabilecek birinci küçük başörtüsünün üzerinden, en az göğüslerini örtecek kadar geniş, sade ve tercihen koyu renkli bir başörtüsü ile çıkacaktır. Rengin koyu olması, süsü azaltması içindir. Yoksa renkte bir sınırlama yoktur: Ama cazip bir şekilde süslü olması mahzurludur. Çenenin altının mahremliğine gelince, en müsamahalı Hanefi görüşüne göre kadın, fitnenin de (cinsel duygular) bulunmaması halinde yabancı erkeklere, sadece elini ve yüzünü gösterebilir. Yüz ise fıkıh kitaplarımızda alındaki tüy bitiminden çene altına ve bir kulaktan diğerine kadar olan bir yer diye tarif edilir. (107 Ibn Âbidîn I/b5-66 (M.A).) Buna göre alt çene aşağı yukarı sallandığında sallanan kısmı yüzden olmuş olur. Ya da dışardan parmağımızla nefes borunuzu bulabileceğiniz yere kadar yüz sayılır. Ve kadın onun dışında kalan boğaz kısmını yabancı erkeklere gösteremez. |
|  | | C!VeLeK [ - ] Site Admin [ - ]
![[ - ] Site Admin [ - ] [ - ] Site Admin [ - ]](http://i495.photobucket.com/albums/rr317/Buckwood/administrator.gif)

 Mesaj Sayısı: 175 Yaş: 18 TaRaFTaRı oLDuGuN TaKıM: BeŞiKTaŞ Kayıt tarihi: 05/07/08
Kişi Sayfasi Rep Puanı:
   (100/100)
 | Konu: Geri: İslamda Evlilik Ve Aile Hayatı Ptsi Tem. 07, 2008 5:06 pm | |
| Bazı kimseler fazla çocuk yapmamak için tedbir alıp,birtakım çarelere başvuruyorlar..Bunun önlemini almak caiz midir?BAZI KİMSELER FAZLA ÇOCUK YAPMAMAK İÇİN TEDBİR ALIP BiRTAKIM ÇARELERE BAŞ VURUYORLAR. FAZLA ÇOCUK YAPMAMAK İÇİN TEDBİR ALIP DOĞUM KONTROLÜ YAPMAK CAİZ MİDİR? Doğum kontrolü mes'elesi ülkemizi ve İslam alemini aşan bir meseledir. Her yerde ondan söz edilmektedir. İslam aleminde münakaşası yapıldığı gibi, hiristiyanlık aleminde de münakaşası yapılmaktadır. Asrımızda Mevdudi, Seyyid Kutub, Ahmed al-Şarbasi ve Sa'id al-Buti gibi zevat bu konuyu ele alarak durumu açıklamışlardır. (Allah onlardan razı olsun). Bunların bir kısmı Türkçeye tercüme edilmiştir. Bunun için bu konuda fazla bir şey söylemek icab etmez. Yalnız bazı kimseler bu hususta kanaatimi sordukları için kısa da olsa bir şeyler söylemeye mecbur kaldım. Evlenmek, Peygamber (sav)'in sünnetlerinden biridir. Onunla ilgili çok hadis varid olmuştur.Ez cümle şöyle buyuruyor: "Nikah benim sünnetimdir" (İbn Mace). Evlenmenin birçok hikmetleri vardır. 1- Fıtratın ihtiyacını karşılamaktır. Kur'an-ı Kerim şöyle buyuruyor: "Huzur bulasınız diye cinsinizden sizin için eşler yaratması Allah'ın büyük ayetlerinden biridir" (er-Rum). 2- Neslin devamı ve beşeriyeten çoğalmasıdır. Peygamber şöyle buyurur: "Evleniniz. Çünkü ben sizin çoğalmanızla iftihar ediyorum" (Buhari, Müslim). 3- Şerefi muhafaza edip ahlaksızlığa düşmekten korumaktır. Peygamber (sav) şöyle buyuruyor: "Ey gençler evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü o, gözü –harama bakmaktan- korur, zinadan da muhafaza eder (Müslim). Durum böyle olmakla beraber iradesi kuvvetli olup gayr-i meşru hayata yaklaşmayacağını bilen kimsenin evlenmeyebileceği gibi, evlenen kimse de azl gibi bir yol ile çocuk yapmamak için tedbir alabilir. Cabir bin Abdullah (ra) dan şöyle rivayet edilmiştir:"Kur'an-ı Kerim nazil olurken biz azl ederdik. Bu durum Peygambere (sav) ulaştığı halde bizi men etmedi" (İbn Mace). Azl'ın manası: meniyi dışarıya akıtmaktır. Azl ile ilgili çok hadis vardır. Bir kısmı onu hoş görmemiş ise de, kesin olarak yasaklayan bir hüküm de getirmemiştir. Bunun için Cumhur-u ulemaya göre, kadının rızasıyla azl mübah kabul edilmiştir. Hatta Şafii ulemasının birçokları kadının rızasını almak söz konusu değildir, diyorlar. Fakat tamamaıyla tenasül cihazının görevine son vermek için ilaç kullanmak veya ameliyata başvurmak kesinlikle haramdır. Bu husus için asla cevaz olmamıştır. Sa'd bin Ebi vakkas'dan rivayet edilmiştir: "Peygamber (sav), Allah'a kulluk etmek maksadıyla daimi surette evlenmeyi terketmek isteyen Osman bin Ma'zun'un dileğini reddetti.İzin verseydi biz de kendimizi iğdiş edecektik." Meni rahimde yerleştikten sonra nutfe ve alaka –kann pıhtısı- halinde iken herhangi bir ilaç ile onu düşürmenin caiz olup olmadığı hususunda ihtilaf vardır. Hanefi ulemasından meşayıh-i maveraünnehir, Cevahir al-Ahlati ve al-Nehr ile Şafii ulemasından Abu İshak el-Merzedi ve Remli'nin sözünden anlaşıldığına göre ma'zeret olmasa da caizdir (al-Fetava'l-Hindiyye, Şebramilisi). Gazali, İbn Hacer, la-Bahr ve Hanefi mezhebinde racıh kavle göre ma'zeret olmazsa caiz değildir (İbn Abidin). Ama meşru bir ma'zerete binaen onu aldırtmak veya ilaç ile onu düşürmekte beis yoktur. Meşru mazerete birkaç misal: 1- Hamile kadının hastalığını artıracak veya helakine vesile olacak hastalığın bulunması. 2- Çevrenin çok bozuk olup, fitne ve fesadın azgın halde olması, yani doğacak çocuğun ahlakını bozacak mahiyette olması, 3- Fakr ve zaruretin hüküm sürmesi, ibn Vehban şöyle diyor: Hamile kadının hamlı alınmadığı takdirde, emzikli çocuğunun sütü bozulup babasının da fakir oluşu yüzünden kendisine süt verecek bir kadın bulamamış olması bir mazerettir (İbn Abidin). |
|  | | C!VeLeK [ - ] Site Admin [ - ]
![[ - ] Site Admin [ - ] [ - ] Site Admin [ - ]](http://i495.photobucket.com/albums/rr317/Buckwood/administrator.gif)

 Mesaj Sayısı: 175 Yaş: 18 TaRaFTaRı oLDuGuN TaKıM: BeŞiKTaŞ Kayıt tarihi: 05/07/08
Kişi Sayfasi Rep Puanı:
   (100/100)
 | Konu: Geri: İslamda Evlilik Ve Aile Hayatı Ptsi Tem. 07, 2008 5:07 pm | |
| Bir çiftin nikahı kıyılmış,yalnız zifaf vaki olmadan evvel harhangi bir sebeble bir talak ile boşanmaları halinde..BİR ÇİFTİN NİKAHI KIYILMIŞ, YALNIZ ZİFAF VAKİ OLMADAN EVVEL HERHANGİ BİR SEBEBLE BİR TALAK İLE BOŞANMALARI HALİNDE DURUMLARI NASILDIR? Zifaf vaki olmadan evvel bir talak ile boşanan çiftin arasında dinen beynunet vaki olur. Ricatın yapılması da mümkün değildir. Yani zifafdan önce olduğundan iddet söz konusu değildir ve artık yabancı bir kadındır.Ancak üç talak ile boşanma vuku bulmadığından her iki taraf arzu ederlerse yeni bir nikah ile birbiriyle biraraya gelebilirler. Bu durumda sadece iki talakları olacaktır. |
|  | | C!VeLeK [ - ] Site Admin [ - ]
![[ - ] Site Admin [ - ] [ - ] Site Admin [ - ]](http://i495.photobucket.com/albums/rr317/Buckwood/administrator.gif)

 Mesaj Sayısı: 175 Yaş: 18 TaRaFTaRı oLDuGuN TaKıM: BeŞiKTaŞ Kayıt tarihi: 05/07/08
Kişi Sayfasi Rep Puanı:
   (100/100)
 | Konu: Geri: İslamda Evlilik Ve Aile Hayatı Ptsi Tem. 07, 2008 5:10 pm | |
| BİR GRUP GENÇ KIZ, TURİSTİK BİR GAYE İLE, MESELA KIBRIS'A GİDEBİLİRLER Mİ? İÇLERİNDEN BİRİNİN YANINDA MAHREMİNİN BULUNMASI DİĞERLERİ İÇİN DE YETERLİ OLMAZ MI? Konu, kadının yanında mahremi yokken sefer süresi kadar yolculuğa çıkıp çıkamayacağı ile ilgilidir. Kur'an-ı Kerim'de bu konuda bir açıklık yoktur. Hadislerde ise bol ve detaylı bilgi mevcuttur. Mesele Islam fıkhına da bu hadislerle yansır. Rasulüllah Efendimiz (s.a.s.) "Allah'a ve Âhiret gününe inanan bir kadının, yanında mahremi olmaksızın üç gecelik bir yola sefere çıkması helâl değildir." buyurmuşlardır.(Müslim, hacc 74) Bu süre bazı rivayetlerde: "Iki gün, bir gece, üç günün üzerinde, bir gün, bir gün bir gece, iki gece, bir berid (yarım gün)" şeklinde değişik zikredilir.(bk. Azîm-âbâdi, Avnü'1-Ma'bûd V/149; Halil Ahmed, Bezlü'1-mechûd VNI(302; Sübkî, el-Menhel X/267) Hanefiler "üç günlük yol" diye sınırlayan rivâyeti almışlar ve sefer süresi olarak da bunu görmüşlerdir. Bu durumda Hanefilere göre, kadın küffar diyarından Islam ülkesine hicret etmek hariç, ne maksatla olursa olsun, sefer müddeti bir yola; yanında mahremi olmaksızın gidemez. Hac ve Umre dışındaki her türlü "sefer" için bütün alimler aynı görüştedirler.(bk. Davudoğlu VN/83) Aralarındaki ihtilaf sadece "sefer" müddetinin ne kadar olduğu konusundadır. Hac konusuna gelince: "Beytullah'ı haccetmek, ona yol bulabilenler için, insanlar üzerinde Allah'ın bir hakkıdır" (3/97) ayetine dayanarak Şafiîler ve Mâlikîler, birden çok güvenilir kadın arkadaş bulan kadın da ona "yol bulmuş" demektir. Öyleyse böyle olan kadına da hacc farz olur ve mahremi olmasa dahi gitmesi gerekir demişlerdir. Onlara göre umrede vacip olduğu için, aynı durumdaki kadın umreye de gitmek zorundadır. Farz olan haccını ve umresini yapmış olan kadın ise, ne hacca ne de başka bir "sefere" mahremsiz gidemez. Nevevi ye göre Şafiîlerde de sahih olan görüş budur. Durum böyle olmakla beraber bazı Şâfiî âlimler; kadının mahremsiz sefere çıkmamasının sebebi (illeti) emniyetsizliktir. Emniyet kadınlarla dahi elde edilirse, kadın yanında mahremi yokken de onlarla yolculuğa çıkabılir, demişlerdir. Ancak söz konusu Hadislerden böyle bir sonuca varmak hiç mümkün değildir. Diğer mezhepler (cumhur) bunu böyle kabul etmedikleri gibi; Şâfiî mezhebindeki sahih görüşe göre de bu böyle değildir. Yani: I- Kadın farz olan haccına Şâfiî mezhebine göre, yanında mahremi yokken güvenilir kadınlarla gidebilir. Hanefi bir kadının bu konuda Şâfiî mezhebini taklid ederek mahremsiz hacca ya da umreye gitmesi hoş değildir, çünkü bunda bir zaruret yoktur. Ama taklid eder ve giderse haccı olmuş olur. 2- Bir defa haccetmiş olan bir kadının yanında mahremi yokken, sefer müddeti yoldan, artık hiç bir mezhebe göre haccetmesi mümkün değildir. Giderse günah işlemiş olur. Umre de aynıdır. 3- Hac ve umre dışında bir maksatla kadın, hiç bir mezhebe göre mahremsiz olarak "sefere" çıkamaz. Beraberinde güvenilir kadın arkadaşlarının bulunması bir şey ifade etmez. Bundan da sadece "dar-i harpteki" bir kadının "dâr-ı Islâma" hicreti istisna edilir. O, mahremi bulunmasa dahi, orada durmaz ve Islâm ülkesine göç eder. Hal böyle olunca, turistik vb. gayelerle, genç ya da yaşlı kadınların, sefer müddeti yolculuğa çıkması meşru olmaz. Sebep olanlar, mes'ûl olur. Ancak "seferi", mesafe değil de "mu'tat vasıta" ile süre olarak izah eden Elmalılı ve başkalarına göre , otobüsle onsekizsaatlık yolun altında kalan mesafeler sefer sayılmayacağından, Şâfiîlerdeki bu zayıf fetvadan belki sadece oralarda yararlanılabilir. Meselâ -hoş olmamakla beraber- Bursa'dan Istanbul'a bir kadın grubu: Burası Hanefilerdeki bazı izahlara göre sefer değildir, "sefer" diyenler olsa bile bazı Şâfiîler kadının güvenilir kadınlarla da "sefere" çıkabileceğini söylemişler. Öyleyse biz de gidebiliriz, derlerse, zayıf da olsa bir ipe tutunmuş olurlar. (Allahu a'lem)( Konu ile ilgili daha geniş bilgi için bk. Hattâb es-Sübkî el-Menhel X/264-68· Davudoğlu VN/81-84; Halil Ahmed, age VNI/302-305; Azımâbâdî, age V/148-154; el-Menbecî, el-Lübâb I/436-38; Sevkânî, es-Seyl N/161; Vehbe ez-Zuhaylî NI/36) Ama iyi olanı yapmış olmazlar. Sözkonusu hadîslerde, öyle ya da böyle ayırmaksızın herhangi bir kadının (mutlak olarak) mahremsiz yolculuğa çıkmaması istenir, ama Kâdi Iyâz ve bazılarından nakledildiğine göre bu yasak, genç kadınlar içindir. Kendilerine karşı arzu duyulmayacak yaşlı kadınlar ise, kocaları ve mahremleri yokken de her türlü sefere çıkabilirler. (Azımâbâdî, age V/153: Halbuki yine "Kâdî Iyâz'in beyanına göre, ulema kadının hacla umreden başka seferlere mahremsiz çıkamayacağına ittifak etmişlerdir." (Davudoğlu VN/38)) Hattâ bu hükmün dayanağının (illetinin) "emniyet" olduğunu, bu temin edildikten sonra, ne ile temin edilmiş olursa olsun, kadının mahremsiz de yolculuk yapabileceğini söyleyen eski ve yeni görüşler de vardır.(Bu görüşler ve kime ait oldukları konusunda bk.. el-Bâcî, el-Müntekâ NI/82; Azimabâdi, age V/150) Ancak ne sözkonusu Hadislerde hükmün dayanagının (illetinin) emniyet olduğuna bir işaret vardır, ne de, öyle kabul edilse dahi, bugünkü şartlarda yolculuk yapan kadının mahremsiz emniyette olacağı söylenebilir. Nevevi'nin de dediği gibi "her düşene bir kapan bulunur."(bk . Davudoğlu VN/83) Dolayısı ile kadının yaşlı olması da bu hükmü değiştirmez .Bu tür görüş sahipleri, bir de Rasulüllah'ın (s.a.s.) vefatından sonra, onun hanımlarının Osmân b. Affân ve Abdunahman b. Avf gibi sahâbîlerle hacca gittiklerini delil gösterirler ama, bu da hükmü değiştirmez; çünkü Rasulüllah'ın hanımları "mü'minlerin anneleri" olmakla, onlar onların mahremi olmuş olurlar. (Es-Sübkî age X/268; Davudoğlu VN/84) Bu konudaki "mahrem" den maksat ise: "mubah olan bir yolla nikâhı kendisine ebediyyen haram olan erkek"tir. "Ebediyyen haram olma" şartıyla kadının, meselâ kızkardeşinin kocası, kendisinin mahremi olmadığı anlaşılır. "Mubah bir yolla nikâhının haram olması" şartı ise, mesela zina yoluyla doğacak hürmet-i musâharenin, yolculuk için mahremlik oluşturmayacağını anlatır.(bk. Halîl Ahmed age VNI/302; Alî Kârî age. 37 |
|  | | C!VeLeK [ - ] Site Admin [ - ]
![[ - ] Site Admin [ - ] [ - ] Site Admin [ - ]](http://i495.photobucket.com/albums/rr317/Buckwood/administrator.gif)

 Mesaj Sayısı: 175 Yaş: 18 TaRaFTaRı oLDuGuN TaKıM: BeŞiKTaŞ Kayıt tarihi: 05/07/08
Kişi Sayfasi Rep Puanı:
   (100/100)
 | Konu: Geri: İslamda Evlilik Ve Aile Hayatı Ptsi Tem. 07, 2008 5:11 pm | |
| Aşk üzere ölen şehit olur mu?Bir kadına aşık olupta iffetini koruyan ve bu aşk üzere ölen şehit olarak ölür.''diye bir söz naklediliyor... Bazı zayıf kaynaklarda, bu şekilde, bazılarında da biraz farklı olarak: "Her kim âşık olur ve askını gizler de iffet ve sabır gösterirse, Allah onu bağışlar ve Cennete koyar" (Hadîsin bütün kaynakları için bk. Muhammed Abdülkâdir Atâ, el-Gummâ'ale-llümmâz üzerine tahkîk 216) şeklinde rivayet edilen ve hadis zannedilen bir söz vardır. Ancak bu hem rivâyet, hem de dirâyet (yani manası) yönünden sağlam görülmemiş ve Rasûlüllah'a yakıştırılamamıştır. Çünkü erkeğin bir kadına, ya da kadının bir erkeğe âşık olması mecaz anlamda bir aşktır ve bir bakıma marazî bir haldır. Zîrâ bu, kalbi Allah'tan boşaltıp, sevdiğine kaptırma, teslim etme ve ona kayıtsız şartsız boyun eğme (ta'abbüd) anlamını taşır. Hal böyle iken nasıl olur da Allah'ın hükmünü yüceltmek için savaşırken şehid olanlara denk olabilir! Kaldı ki, aşkın helâl olanı bulunduğu gibi, haram olanı da olur. Böyle olunca, Rasulüllah Efendimizin ayırım yapmadan, her âşık olup askını gizleyen ve iffetli olanı şehîd sayması nasıl düşünülebilir.(Ibn Kayyim, Zâdü'1 me'âd IV/2,76) Ayrıcâ Rasulüllah'tan bize sahîh olarak ulaşan hiç bir hadîste "aşk" sözü geçmemektedir.Sahîh hadîs kitaplarının dışında kalan çok değişik kaynaklarda Süveyd b. Saîd'den rivâyet edilen bu sözü Ibnü'I-Cevzî uydurma hadîsler (mevzûât) arasında zikreder,(bk. Ebu'1-Hasen el-Kinânî, Tenzûhu's-Seri'a N/364) Ibnü'1-Kayyim de aslâ hadîs olamayacağını anlatır(Ibnü'1-Kayyim agk.) Genellikle "mevzûât" kitaplarında bulunan bu söz için en iyimser olanlar, bunu en fazla"'zayıf hadîs" derecesine çıkarabilmişlerdir.. Hattâ meşhur Muhaddis Yahyâ b. Ma'în, bunu rivâyet eden Süveyd için: "Eğer atım ve okum olsaydı, gider onunla çarpışırdım" bile demiştir. (Aclûnî, Kesfu'1-hafâ N/363) Sonra çeşitli hadîslerde dünya ve âhiret şehitleri sayılmış ve âşık, bunlardan birisi olarak zikredilmemiştir. |
|  | | C!VeLeK [ - ] Site Admin [ - ]
![[ - ] Site Admin [ - ] [ - ] Site Admin [ - ]](http://i495.photobucket.com/albums/rr317/Buckwood/administrator.gif)

 Mesaj Sayısı: 175 Yaş: 18 TaRaFTaRı oLDuGuN TaKıM: BeŞiKTaŞ Kayıt tarihi: 05/07/08
Kişi Sayfasi Rep Puanı:
   (100/100)
 | Konu: Geri: İslamda Evlilik Ve Aile Hayatı Ptsi Tem. 07, 2008 5:11 pm | |
| Bir kadın yalnız olarak yolculuk yapmasiBIR KADINI YALNIZ OLARAK HİCAZA VEYA MESELA ANKARA DAN İSTANBUL'A GİTMESI CAİZ MİDİR? Bir kadın Hicaz'a veya mesela Ankara'dan İstanbul'a gibi uzak bir yere tek baçına gitmesi caiz olmadığı gibi, kocası veya mahremi olmadan birkaç kadınla birlikte olsa da gitmesi caiz değildir. Şafii mezhebine göre emniyette olursa ilk hac ile mecburi iş için bir kadının kocası ve mahremi olmadan iki veya daha fazla kadın ile birlikte gitmesinde beis yoktur. |
|  | | C!VeLeK [ - ] Site Admin [ - ]
![[ - ] Site Admin [ - ] [ - ] Site Admin [ - ]](http://i495.photobucket.com/albums/rr317/Buckwood/administrator.gif)

 Mesaj Sayısı: 175 Yaş: 18 TaRaFTaRı oLDuGuN TaKıM: BeŞiKTaŞ Kayıt tarihi: 05/07/08
Kişi Sayfasi Rep Puanı:
   (100/100)
 | Konu: Geri: İslamda Evlilik Ve Aile Hayatı Ptsi Tem. 07, 2008 5:11 pm | |
| Bir kimse hanımını boşarsa küçük çocukları kime bırakılacaktır?BİR KİMSE HANIMINI BOŞARSA KÜÇÜK ÇOCUKLARI KIME BIRAKILACAKTIR? Boşanmak suretiyle birbirinden ayrılmış olan çiftin küçük çocukları aşağıda zikredilecek şartları haiz anneye bırakılır. 1- Mürted olmaması. 2- Fuhuş veya hırsızlık gibi büyük günahları işleyen bir kadın olmaması. 3- Emin olması. 4- Mahrem olmayan kimse ile evli olmaması. Yukarıda kaydettiğimiz manilerden biri varsa, isterse anneanneye bırakılır. O da olmazsa babaanneye, sonra ana-baba bir kızkardeşe, yoksa anne bir kızkardeşe, sonra teyzeye, sonra da halaya bırakılır. Tabii bunlar arzu ettikleri takdirde böyledir. Erkek çocuk yedi yaşına girinceye kadar bu durum devam eder. Ama anne vveya nine olmazsa dokuz yaşına gelinceye kadar bu durum devam eder. Bu açıklama Hanefi mezhebine göredir. Şafii mezhebine göre ise; aşağıda zikredilen şartlar dahilinde erkek olsun çocuk anneye bırakılır: 1- Annenin müslüman olması. Hıristiyan, Yahudi veya mürted olursa kendisine bırakılmaz. 2- Akıllı olması. 3- Emin olması. Fasıka olduğu takdirde kendisine bırakılmaz. 4- Mahrem olmayan kimse ile evli olmaması. 5- Çocuğun mümeyyiz olmaması. Aksi takdirde çocuk muhayyer bırakılır (el-Envar). |
|  | | C!VeLeK [ - ] Site Admin [ - ]
![[ - ] Site Admin [ - ] [ - ] Site Admin [ - ]](http://i495.photobucket.com/albums/rr317/Buckwood/administrator.gif)

 Mesaj Sayısı: 175 Yaş: 18 TaRaFTaRı oLDuGuN TaKıM: BeŞiKTaŞ Kayıt tarihi: 05/07/08
Kişi Sayfasi Rep Puanı:
   (100/100)
 | Konu: Geri: İslamda Evlilik Ve Aile Hayatı Ptsi Tem. 07, 2008 5:12 pm | |
| Bir kimse nişanlandığı kızla oturup kalkabilirmi?Nişan,nikah yerine geçermi? BİR KİMSE NİŞANLANDIĞI KIZLA OTURUP KALKABİLİR Mİ? NİŞAN NİKAH YERİNE GEÇER MI? Nişan birbiriyle evlenmeye namzet olan kimseler için va'd bir sözden ibaretdir.Nikah değildir. Nikahlılar için mübah olan şey asla nişanlılar için mübah olamaz. Nişanlılar nikah olmayınca yabancıdırlar. Peygamber (sav) şöyle buyurur:''Bir erkekle bir kadın yalnız olarak bir araya gelirlerse mutlaka onların üçüncüsü şeytandır.'' Böylece yalnız olarak bir araya gelmeleri haram olmuş oluyor. Nice nişanlılar nişanları bozularak ayrı ayrı kimselere varmışlardır. Bunun için nişanlıların ciddi davranmaları ve İslam'ın yasakladığı hududu aşmamaları gerekir. |
|  | | C!VeLeK [ - ] Site Admin [ - ]
![[ - ] Site Admin [ - ] [ - ] Site Admin [ - ]](http://i495.photobucket.com/albums/rr317/Buckwood/administrator.gif)

 Mesaj Sayısı: 175 Yaş: 18 TaRaFTaRı oLDuGuN TaKıM: BeŞiKTaŞ Kayıt tarihi: 05/07/08
Kişi Sayfasi Rep Puanı:
   (100/100)
 | Konu: Geri: İslamda Evlilik Ve Aile Hayatı Ptsi Tem. 07, 2008 5:12 pm | |
| Bir kimse şehvet ile kayın validesinin elini tutarsa eşi ona ebediyen haram olur diye söyleniyor..BİR KİMSE ŞEHVET İLE KAYIN VALİDESİNİN ELİNİ TUTARSA EŞİ ONA EBEDİYEN HARAM OLUR DİYE SÖYLENİYOR. BUNUN ASLI VAR MIDIR? Bir kimse kayın validesinin elini tutar veya sıkarsa ve bu sebeple ikisinin veya birisinin şehvet hissi doğarsa Hanefi mezhebine göre zevcesi kendisine ebediyen haram olup, nikahı gider (Mecma'u'l-Enhur). Şafii mezheine göre ise büyük bir vebal terettüp etmekle berabe nikaha bir halel gelmez. |
|  | | C!VeLeK [ - ] Site Admin [ - ]
![[ - ] Site Admin [ - ] [ - ] Site Admin [ - ]](http://i495.photobucket.com/albums/rr317/Buckwood/administrator.gif)

 Mesaj Sayısı: 175 Yaş: 18 TaRaFTaRı oLDuGuN TaKıM: BeŞiKTaŞ Kayıt tarihi: 05/07/08
Kişi Sayfasi Rep Puanı:
   (100/100)
 | Konu: Geri: İslamda Evlilik Ve Aile Hayatı Ptsi Tem. 07, 2008 5:13 pm | |
| Boşadığı eşine dönmekBOŞADIĞI EŞİNE DÖNMEK Bir hanımı, boşanmak istemediği halde, eşi boşarsa ve koca tekrar eşine dönmek isterse bu, dinen câiz olur mu? Islâm fıkhına göre eşler birbirlerine üç bağ ile bağlıdırlar. Koca, karı-kocalık ilişkisi içinde yaşadığı eşiyle bu bağların üçünü birden koparırsa normal şartlarda artık ona dönemez: Birini ya da ikisini koparırsa bakılır: eğer "ric'î" talâkla (yani talâk ve boşama sözü ederek) boşamışsa, iddet süresi içerisinde, kadın istemese dahi, istediği zaman dönebilir. "Bâin" talâkla (yani ayrılık ifade eden sözlerle) boşamışsa, ya da "ric'î" talâkla boşayıp ta, kadının iddeti dolmuşsa, artık kadın kâbul etmedikçe, koca kendi istediğinde ve yeni bir nikâh yapmadan dönemez. Sizin boşanmanızın ne tür bir boşanma olduğunu bilmeden size özel bir şey söyleyemeyeceğiz. |
|  | | C!VeLeK [ - ] Site Admin [ - ]
![[ - ] Site Admin [ - ] [ - ] Site Admin [ - ]](http://i495.photobucket.com/albums/rr317/Buckwood/administrator.gif)

 Mesaj Sayısı: 175 Yaş: 18 TaRaFTaRı oLDuGuN TaKıM: BeŞiKTaŞ Kayıt tarihi: 05/07/08
Kişi Sayfasi Rep Puanı:
   (100/100)
 | Konu: Geri: İslamda Evlilik Ve Aile Hayatı Ptsi Tem. 07, 2008 5:14 pm | |
| Boşama (TALAK)BOŞAMA (TALAK) Islâm'da boşama hakkının erkeğin elinde olması, erkeğin, kadın istediği anda boşayabilmesi demek olacağı, bu yüzden boşanma olaylarının çoğalmasıyla kadınların gadre ugrayacağı iddia edilerek, IsIâm'daki "talak=boşama" müessesesi tenkit edilir. Konunun Islâmî yönüne değinmeden, diyalektik açıklamasını vermeye çalışalım: Önemli olan boşama yetkisini kadına ya da erkeğe vermek mi, yoksa boşanma olaylarını olabildiğince azaltarak, bundan doğacak maddî ve manevî zararların maksimum düzeyde önüne geçmek mi? Elbette ikincisi denilecektir. Öyleyse Islâmî olan ve olmayan toplumlar arasında, boşanma olayları konusunda karşılaştırnmalı bir istatistik yapıp, bunun hangisinde daha zararlı boyutlara vardığına bakmak, daha gerçekçi bir yol olmaz mi? Biz hemen şuracıkta, İslam'ın bu öğretisini haksızlık gören batı ülkelerinin en gelişmişi olan Amerika'da, ¤¤¤¤enli yıllardaki boşanma oranını söyleyiverelim, yüzde kırk sekiz. Ve hemen ekleyiverelim: Günümüzde olduğu gibi, tarih boyunca İslam'ın hayattan olabildiğince uzaklaştırıldığı dönemlerde bile, Islâm toplumlannda bu oran, bunun yarısına dahi çıkmamıştır. Öyleyse niçin sistemlerin sonuçlarına değil de, prensiplerine bakılıyor?, Şimdi islâm'a dönelim: Erkeğin daha önce sözünü ettiğimiz konumundan ve tüm malî sorumlulukların onun omuzlarında olduğundan ötürü Islâm'da boşama yetkisi ona verilmiştir. Erkek yerine kadına verilmesi gerektiğini söyleyen zaten olmadığına göre, tek ihtimal, bu hakkı ikisinin beraberce kullanmaları ihtimalı kalıyor. O takdirde: 1- Kadın güçlü olan duygusal davranışların etkisiyle boşanma olayını daha çok gündeme getirecek ve ailenin huzurunu bozacaktır. 2- Iki taraftan da gelebileceği için boşanma isteği en az (çünkü kadın daha duygusaldır) iki katına çıkacak veya karşı tarafın da bunu kabul etmesiyle boşanma olayları da yine en az iki kat daha artacak, (Nitekim Amerika'daki istatistikler bunu gösteriyor) ya da kabul etmemesiyle düşmanlık, sürtüşme ve geçimsizlik daha da çoğalacaktır. 3- Böyleec ya, evleri kendilerine zindan haline getirilen eşler başka ilişkilerle hayat sürdürmeye devam edecekler ve artık birbirlerinin, sevecekleri eşle huzur dolu bir yuva kurmalarına engel olacaklar, ya da bir taraf boşanmada aşırı istekli olan diğer tarafın bu arzusunu istismar edip, ondan ancak çok büyük meblâglar alarak boşanmayı kabul edecek ve diğerini zarara sokacaktır. 4- Bu arada boşanmak isteyen eşlerin ömürleri mahkeme kapılarında geçecek ve herkesin huzurunda birbirinin kirli çamaşırlarını ortaya dökerek, ondan sonraki hayatlarını da lekeleyecek ve karartacaklardır. Halbuki Islâmî boşama tarzı, özellikle aile hayatının da Islâmî olduğu bir toplumda, hem işleyişi, hem de sonuçları açısından son derece fitrî ve makul görünmektedir: (1) Bir defa boşama, helâl olmakla beraber, "Allah katında helâlların en çirkinidir" (Ebû Dâvûd, talak 3; ibn Mâce, talak 1 .) ve en son başvurulacak bir çâredir. "Allah sık sık eş değiştiren çeşnici erkeklere ve çeşnici kadınlara lânet eder." (el-Hindî, Kenzu'l-Ummâl IX/661; Suyûtî, e!-Câmi'us-sağîr H. No. 3288 (Taberânî'den)) Yani boşama, büyük ölçüde dinî engelle karşı karşıyadır. (2) Sünnetin öğrettiği boşama biçimi hiçbir sistemde bulunmayan birleştirici ve yapıcı özellikler taşır: a) Kadın erkeği âdetli halinde boşayamayacak, âdeti bittikten sonra hiç cinsel ilişkide bulunmadığı temizlik süresinde boşayacaktır. Böylece cinsel ilişkiye acıktığı bir anda onu gözden çıkaramayacak ve boşaması zorlaşacaktır. b) Islâm'da kadınla erkek birbirine üç bağla bağlı bulunduklarından, birinci boşamada kadının erkekle bütün ilişkileri kesilmeyecek, kadın "iddet" dönemine girecektir. Böylece erkek yalnızlığın tadını birazcık tadacak, karısını arzulayacak ve boşadığı andaki duygularından sıyrılmış olarak düşünme imkânı bulacak ve köklü bir sebep yoksa, yeni bir nikâha bile gerek kalmadan karısına dönecektir. Aynı imkân ikinci boşamasında da tanınacak, üçüncü defa boşaması ise böyle önemli bir kurumu hafife alma anlamı taşıyacağından, artık o kadına dönmesine izin verilmeyecek ve erkek bir bakıma cezalandırılmış olacaktır. (3) Boşamada sünnete uymaz ve yasaklanan bid'at türü bir boşama ile karısıyla kendi arasındaki bütün bağları bir anda koparırsa, bu boşama da geçerlidir. Ancak erkek bir suç işlemiştir ve cezasını görmelidir. Bir defa yaptığı iş bir günahtır ve manevî sorumluluğu vardır. Karısına artık istese de dönemeyecektir. Onun "iddeti" süresince her türlü nafakasını sağlayacak ve malî bir cezaya çarptırılacaktır. Ve görüldüğü gibi, bu sistemde gadre ugrayan kadın değil, aslında erkektir. Bu yüzden, işin manevî sorumluluğu bir tarafa, bu riskleri göze alamayınca erkek kolay kolay boşama yoluna gidemeyecektir. Bu, işin işleyiş biçimine değil, sonucuna bakmakla kolayca anlaşılabilir. Diğer yönden boşanmak için ciddi sebepler varsa, kadın-erkek bir sürü engelle karşılaşmadan, mahkemelere düşüp, milletin huzurunda birbirlerini rezil etmeden kolayca ayrılabilecekler ve özledikleri yuvayı kurmak için şanslarını yeniden deneyebileceklerdir. Boşama uygulaması bu söylediğimiz biçimde olmaz ve kadının hakları çiğnenirse, mahkemeleri yanında bulacak ve "haklı, hakkını alıncaya kadar güçlü" olacaktır. |
|  | | C!VeLeK [ - ] Site Admin [ - ]
![[ - ] Site Admin [ - ] [ - ] Site Admin [ - ]](http://i495.photobucket.com/albums/rr317/Buckwood/administrator.gif)

 Mesaj Sayısı: 175 Yaş: 18 TaRaFTaRı oLDuGuN TaKıM: BeŞiKTaŞ Kayıt tarihi: 05/07/08
Kişi Sayfasi Rep Puanı:
   (100/100)
 | Konu: Geri: İslamda Evlilik Ve Aile Hayatı Ptsi Tem. 07, 2008 5:14 pm | |
| BOŞAMA YETKİSİNİ KARIYA VERMEK Islâmda boşanma hakkı erkeğe verilmiştir. Kadın ancak mahkeme kararı ile boşanma isteyebilir ve meşru sebepler varsa boşanır. Ancak erkek kendi iradesi ile kendisinin olan boşama hakkına karısına verebilir ve buna da Islâm hukukunda "tefvîzu't-talâk" adı verilir. Koca talakı karısına nikâh esnasında "tefviz" edebileceği gibi sonradan da edebilir ve bu bir "tevkîl=vekîl kılma" değil, "temlîk=mülküne verme, ona mülk kılma" olur. Çünkü vekil başkası adına çalışan kimsedir. Kendisini boşama yetkisi alan kadın ise, kendisi adına iş göreceğinden vekil olamaz, nikâhına doğrudan sahip olur. Bu durumda: 1. Kadın nikâh esnasında "boşama yetkisine bana vermen şartı ile seninle evlenmeyi kabul ederim" der, koca da kabul ederse koca bu hakkını artık geri alamaz, kadın istediği zaman kendisini boşar ve bu bir "bâin" talâk olur. , 2. Nikâhtan sonra herhangi bir zaman koca karısına: Kendini boşama konusunda muhayyersin, ya da bu konuda yetki senin elindedir, veya dilersen boşanabilirsin, demesi ve karının da o mecliste bunu kabul etmesi halinde durum yine aynıdır. Cumhur (fıkıhçılar çoğunluğu) karının, kabul ettiğini bildirmeksizin o meclisten kalktıktan sonra artık kabul hakkının kalmayacağını söylerler. Çünkü bu bir "temlik" tir ve gerçekleşebilmesi için o mecliste kabul görmesi gerekir. Ancak bunu söyledikten sonra koca da bundan cayamaz. Çünkü bunda yemin, yani talâkı, karının boşamasına bağlama, ta'lik anlamı vardır. (Merginânî, Hidâye I/244) Ancak Ibn Hümâm, bu ifadelerle boşama yetkisi kendisine verilen kadının, bunu o mecliste de, o meclisin dışında da (yani sonradan da) kabul yetkisi vardır, der: Çünkü Rasûlullah Aişe validemize, böyle bir durum söz konusu olduğunda: "Annene babana sormadan acele karar verme" (Ibn Hümam, Fethu'I-Kadir N/410) diye buyurmuşlardır. Kocanın: "Istediğin zaman kendini boşayabilirsin" gibi bir ifade kullanması halinde karı, kendisini istediği zaman boşayabilir. (Merginânî,.) |
|  | | C!VeLeK [ - ] Site Admin [ - ]
![[ - ] Site Admin [ - ] [ - ] Site Admin [ - ]](http://i495.photobucket.com/albums/rr317/Buckwood/administrator.gif)

 Mesaj Sayısı: 175 Yaş: 18 TaRaFTaRı oLDuGuN TaKıM: BeŞiKTaŞ Kayıt tarihi: 05/07/08
Kişi Sayfasi Rep Puanı:
   (100/100)
 | Konu: Geri: İslamda Evlilik Ve Aile Hayatı Ptsi Tem. 07, 2008 5:14 pm | |
| Boşanmada pişmanlık-------------------------------------------------------------------------------- BOŞAMADA PİŞMANLIK Evli bir çift mahkeme kararı ile ayrılıyorlar. Sonra kadın pişman olup tekrar kocasına dönmek istiyor, bu mümkün müdür? Isâmda boşama yetkisi erkeğe aittir. Boşamanın mahkemede olması da şart değildir. Karı-koca birbirlerine üç bağla bağlıdırlar. Haram ve çirkin bir davranış olmakla beraber, erkek bu bağların üçünü birden koparmışsa artık karısına istediği anda dönemeyecektir. Sözünü ettiğiniz olayda, henüz mahkemeye gidilmemişken, ya da mahkemede erkek karısını üç "talak"la boşamışsa, karısının ya da kendisinin pişman olması artık fayda vermez ve birbirlerinden kesinkes ayrılmış olurlar. Eğer koca karısının, bütün bağlarını koparmayı kastederek üç talakla boşanmamışsa tekrar birbirlerine dönebilirler. Boşama şekli "ric'î" (cayılabilir) ise nikâh yapmalarına bile gerek yoktur |
|  | | | | İslamda Evlilik Ve Aile Hayatı | |
|
| 2 sayfadaki 3 sayfası | Sayfaya git : 1, 2, 3  |
| | Bu forumun müsaadesi var: | Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
| |
| |
| |
|